Paris Komünü

         Paris Komünü, Fransız güçlerinin Fransa-Prusya Savaşı’nda yenilgiye uğramasıyla ülkede ortaya çıkan iç karışıklık ve devrimci hareket sonucu oluşan sosyalist rejimi ifade eder. 1870 yılında III. Napolyon tarafından başlatılan savaşın bitiminde oluşan sivil hareket ile kurulan Paris Komünü, içinde bulunduğu karışık durum ve iç karışıklıklarla dolu ortamda ne yazık ki acı dolu bir bitişle 1871 yılında iki ay iktidarda kalabilmiştir.

    III. Napolyon tarafından başlatılan Prusya Savaşı, Fransız güçlerinin geri çekilişi ve bozguna uğramasıyla bir felakete dönüştü ve Fransa yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kasım ayının başlarında Paris’in kuşatılmasıyla birlikte halk yiyecek sıkıntısı ve sosyal hoşnutsuzluk havasıyla çalkalanıyordu. İşçi kesimi ülkedeki bu olumsuz durumun çözümünün ancak ve ancak sosyalist bir iktidarla çözüleceği kanaatinde harekete geçmişti. Esasen şehrin kendisini yöneteceği bu Komün, sosyalist düşüncesinden ziyade daha çok birleştirici ve insanları uzlaştırıcı mantığıyla “La Sociale” olarak tanımlanmaktaydı. 1871 yılının Ocağı’nda artık iyice gücünü kaybeden Üçüncü Cumhuriyetin Başbakanı L. Adolphe Thiers, barış ve antlaşma çağrısında bulundu. Barış antlaşmasından çok meşru bir işgal halini alan bu Paris’in teslimi, özellikle Paris halkında tepkiyle karşılandı. Nasıl olurdu da çekilen o kadar sefalet ve açlıktan sonra Paris merasimle Prusya tarafından kuşatılıp işgal edilirdi. 

  • Paris Komünü’nün Kuruluşu

    Paris’in savunulmasında ordunun omurgasını oluşturan ve “Ulusal Muhafızlar” olarak adlandırılan askeri birliğin silahlı üyeleri aslında Parisli halkın onbinlerce mensubuydu. Prusyalıların işgaline tepkisiz kalmak istemeyen bu halk birlikleri kenar mahallelerde toplanarak kendi komuta kademelerinde yer alacak subayları seçtiler. Ordunun toplarını ele geçirerek işgalci Prusya güçlerine karşı savaşarak, Prusya güçlerini sadece Paris’in ufak biri bölgesinde sıkıştırdılar. Direnişin uyguladığı savaş planı ve direniş kararları, muhafızların kurduğu Merkezi Komite tarafından veriliyordu. Fransız Başbakanı bu durumun ardından anladı ki kendi iktidarına karşı oluşan bu hava aslında rejiminde yok olması demekti. Öte yandan bu silahlı halk hareketinin uygulanmaya çalışılan barışı tetikleyecek ve ülkeyi daha da uçuruma sürükleyerek Prusyalıları kışkırtacağının farkındaydı. Prusyalıların kente girmesinden daha önce Ulusal Muhafızlar topları Prusyalıların güzergahından kurtararak kenar mahallere ve Montmarte Tepelerine saklamışlardı. Ve yerli halk ve işçi kesimi tamamen Ulusal Muhafızları destekler nitelikteydi. 

  • Prusya İşgali ve Ulusal Muhafızların İktidara Olan Başkaldırısı

    Prusyalılar Paris ile imzalanan barışının hemen akabinde kenti ele geçirmelerine rağmen savaş tazminatı ödeninceye kadar şehri işgal altında tutmaya karalıydılar. Ulusal muhafızların emrinde oldukları Merkezi Komitenin elindeki otoritenin giderek artmasına rağmen Fransız Hükümeti, halk birliklerinin ele geçirdiği 400 topu onların elinde bırakamazdı. Bu sebeple 18 Mart’ta Thiers düzenli birliklerine Montmarte Tepelerindeki topları geri alma talimatı verildi. Fakat ülkenin kurtuluşunda giderek güçlenen Ulusal Muhafızların tutumları, askerlerini de etkileyerek, birlikler ulusal muhafızlara katılmış ve halka ateş emri veren başlarındaki Generalleri Claude Martin Lecomte’i atından indirerek, kaçmak üzereyken yakalanan Muhafız Generali Thomas ile birlikte infaz etmişlerdir.  

    Bütün ordu birliklerinin muhafızlara katılması üzerine Başbakan Thiers, Paris’in her türlü yönetici asker veya bürokrat tarafından boşaltılması gerektiğini söyleyerek kendiside Versay’a kaçtı. Ulusal Muhafızlar ülkenin yönetimini devraldıktan sonra askeri yönetim olan Merkezi Komite’yi bitirerek yeni bir ulusal otorite için 26 Mayıs’taki Komün seçimlerini başlattılar. 

  • Paris Komünü Kimlerden Oluşuyordu?

    Devrimci bir hareketten doğan komünün 92 üyesinin içinde vasıflı işçiler, akademik ve ticari çevreden birçok değerli kişi ve yenilik taraftarı devrimci cumhuriyetçiler, diğer sosyalist anlayışa sahip kişilerden ve hatta 1879 devrimine özlem duyan Jakobenler gibi daha birçok siyasi kişi vardı. Kişilik ve siyasi vasıflarıyla karizmatik sosyalist bir lider olan Louis Auguste Blanqui gizli bir hapishanede tutulmasına rağmen konsey başkanı seçildi. Yerel bölgelerin kuşatmadan kalan Merkezi Komite komuta kademesiyle hareket etmesine rağmen “Paris Komünü” 28 Mart’ta toplanan konsey kararıyla meşrulaştı.

    Komün, siyasi ve iş çevresinden farklı niteliklerde kişilerden oluşmasına rağmen 2 milyon nüfusu olan Paris’in temel hizmetlerinin yürütülmesi için güzel bir başlangıç yaptı. Komün üyeleri arasında sosyalist bir rejimden daha çok ileri demokrasinin hakim olduğu bir birlik ve yönetim mantığı hakimdi. Sadece 60 gün yürürlükte kalan Komün, şu temel kararları uygulayabildi:

    1.Tüm kuşatma boyunca kiraların hafifletilmesi. Oluşan kararsız ve işgalci durum altında özellikle tarla sahipleri kiraları çok arttırmışlardı.

    2.Paris pastanelerinde gece çalışma koşullarının kaldırılması.

    3.İnsanların canice katledildiği Giyotin’in yasaklanması.

    4.Görev sırasında hayatını kaybeden askerlerin çocuklarına ve eşlerine aylık bağlanması.

    5.Savaş sırasında işçilerden rehin alınan malzemelerin ve iş aletlerinin koşulsuz şartsız işçilere geri teslim edilmesi.

    6.Devletin bulunduğu ekonomik ve sosyal buhran nedeniyle halkın refaha ulaşmasına kadar alınan borçların ertelenmesi ve faizin kaldırılması.

    7.Yeniliklerin devam edilmesi için, ülkeden kaçan fabrika sahiplerinin yerine fabrikaların işçiler tarafından yeniden işletilmesi ve üretime devam edilmesi.

  • Paris Komününün Ünlü Üyeleri
    1. Jules Valles,
    2. Henri Rochefort,
    3. Georges Eugene Raoul Pilotell,
    4. Louise Michel,
    5. Eugene Varlin,
    6. Anna Jaclard,
    7. Jaroslaw Dabrowski.

    Kurulan Komün, askerlik hizmetini zorunlu olmaktan kaldırdı ve silah kullanabilen bütün halkın kurulu Ulusal Muhafızlara dahil olduğunu ilan etti. Ayrıca dini kurumlarda yapılan değişiklikle kilise devletten ayrılarak kilisenin bütün malı devlete devredildi. Kiliselerin dinsel faaliyetlerini yürütmesine ancak varolan düzenin akşamları düzenlediği siyasi ve politik toplantılara ev sahipliği yapmasıyla mümkün olabileceği kararlaştırıldı. Ortaya çıkan bu durum ile kiliseler komünü asıl siyasi merkezi haline geldi ve alınan diğer karar ve konulan kanunlarla eğitim iyileştirilerek teknik eğitim bütün kişiler için mümkün hale getirildi. Önceden kaldırılmış olan Fransız Cumhuriyetçi Takvimi’ni kullanan Komün, kızıl bayrak kullandı.

       Komün, yasama ve yürütme işlerinin konsey üyeleri tarafından yerine getirilmesi ve yürütülmesi ile, işlerin çokluğu ve iç karışıklıklar nedeniyle daha da kolaylaştı. Kuşatma boyunca halka yardım etmek için kurulan mahallelerdeki gıda satıcıları ve sağlık kuruluşları komün ile işbirliği içinde giderek arttı. Daha sonra komünün birleştirici gücüne rağmen yerel meclisler kendi siyasi düşünceleriyle hareket etmeye başladılar. Komün konseyi birçok kişiden ve siyasi düşünceden kişiyi barındırıyor olmasına rağmen, komün birleşimi daha çok devrimci nitelikteydi. Anarşistler, Sosyalistler, Blanguistler ve Özgürlükçü Cumhuriyetçiler komünün devrimci kanadını oluşturuyorlardı. Komünün devrimci niteliğine rağmen meclis üyelerinden Anarşist ve Marksist ve Sosyalistler komünü çok olumlu karşıladılar.

    Komünün 3. bölgedeki çocuklara okul malzemesi dağıtması, üç okulu laikleştirmesi, bir yetimhane kurması. 20. bölgedeki okul çocuklarına bedava giyecek ve gıda yardımı yapması ve buna benzer birçok uygulama komünün en etkili işleriydi. Komünün bu başarısındaki en önemli özelliğin Thiers’in komuta kademesi ve memur kesiminden sonra halktan seçilen işçilerin yönetimine dahil edilmesiydi. Marx’ın yakın dostu olan Friedrich Engels daha sonra yaptığı bir çıkarımla aslında sürekli ordunun bulunmayışı ve ülkenin yerel mahallelerden yönetilmesi nedeniyle Komün, tam bir yönetim oluşturamadı ve bu bağlamda devlet organizasyonun sağlanamadığına işaret etti. Ve Engels’e göre bu durum kurulan yönetimin yok oluşuna bir geçiş dönemiydi. Ancak bir hafta sonra Paris Versay hükümetinin yeni bir saldırısına maruz kaldı. Yeni kurulan orduda Paris birliklerinden esir askerlerde bulunmaktaydı.

  • Komüne Yapılan Saldırı ve Yeni Kurulan Versay Ordusu

    Paris Komünü 2 Nisan tarihinde Versay Ordusu’nun karşı saldırısı ve hükümet güçlerinin saldırısıyla şehirde adeta sıkıştı ve bombardıman başladı. Paris Komünü, bu saldırı sonunda antlaşma yapmaya yanaşmadı ve ardından Courbevoie Banliyösü ele geçirilerek komünün verdiği geç karşılık sonucu Versay üzerine yapılan karşı saldırı başarısızlıkla sonuçlandı. Paris’in bütün güçleriyle ve son gücüne kadar savunulacağının en güzel örneği ülkedeki kadınların ulusal muhafız ordusuna katılarak Monmarte savunmasında önemli rol oynamaları ve adeta kahramanca savaşmaları büyük bir tarihi ders niteliğindeydi. Ayrıca belirtmek gerekir ki Place Blanche (Monmarte) savunmasında savaşan tabur kadın askerlerin hiçbiri yeni kurulan Paris komününde hiçbir şekilde hak sahibi değildi.

    Ayrıca Paris’te bulunan siyasi mülteciler ve sürgünlerden de komüne tam destek geldi. Bunlardan biri olan Polonyalı eski subay ve milliyetçi Jaroslaw Dabrowski komünün en iyi generali oldu. Tamamen Enternasyonalizm’e inanan Komün, I. Napolyon’un zaferleri için kurulan ve bir şovenizm anıtı olan Vendome Sütunu’nu yerle bir etti.

    Paris Komünü, içerden aldığı desteğin yanında dış dünyadan da bazı işçi sendikaları ve Almanya’daki sosyalist organizasyonlardan moral ve iyi dilek mesajları alıyordu. Ama her ne kadar dışardan destek alınsa da Paris’in kendi ülkesi içindeki diğer şehirlerden aldığı destek Thier ve Versay’daki bakanlar tarafından adeta bir bıçak gibi kesilmişti. Fransa’nın kentsel ve özellikle kırsal kesimde yaşayan işçi kitlelerinde Paris’te yaşanan olaylara karşı hep bir şüphe oluştu. Ayrıca Narbonne ve Limoges ve Marsilya’daki ufak çaplı hareketlerde hemen hükümet tarafından susturuldu.

    Desteğin azalması ve hükümetin baskı ve saldırıları sonucu durumun giderek aleyhinde gelişmesi üzerine Paris Komün’ü, “Kamu Güvenliği Komitesi” kurulması yönünde bir karar aldı. Adı geçen komite, aslında kuruluşu 1792 yılına dayanan ve Jakobenler tarafından oluşturulan merhametsiz bir yönetime ait kuruluşu simgeliyordu. Fakat bütün yerel grupların bir araya toplanması gerekliliği ve düzenli birlik fikri neredeyse bitmek üzereydi. 

  • Paris’in Hükümet Güçlerince İşgali ve Komün’ün Çöküşü

    Komün’e yapılan bir ihanetle 21 Mayıs sabahı şehrin Batı bölgesindeki kapılardan biri açılmış ve Versay Ordusu şehri işgale başlamıştı. İlk öncelikle zengin mahallelere giren güçler devrimi karşıtı olan sakinler tarafından sevinçle karşılandı. İşgalle birlikte komünün doğuşu olan yerel direniş grupları artık bir birlik olmaktan ziyade düzensiz bir şekilde umutsuzca kendi mahallerini savunmaya başlamışlardı. Fakat Versay Ordusu bir merkezi komuta kademesine sahip olarak örgütsüz direnişi hemen hemen söndürdü ve yaptığı topçu ateşiyle binlerce sivil vatandaşını katletti. Ele geçirilen komün esirleri vahşice katledilerek gözdağı olsun diye idam edildiler. 27 Mayıs’ta Versay Ordusu’na karşı yapılan son bir direnişle 900 kadar ordu mensubu öldürüldüyse de Versay Ordusu bunun öcünü Paris Komünü’nden çok kötü çıkardı.

        Versay ordusuna karşı en sert direniş şehrin doğu bölgesinde yer alan emekçi gruplar tarafından yapıldı. Şiddetli sokak savaşları ile geçen işgalin sekiz günü boyunca La Semaine Sanglante” (Kanlı hafta) 27 Mayıs itibariyle sadece kentin Belleville ve Memilmontent dahil birkaç fakir mahallesinde direniş devam etmekteydi.

    Tarih 28 Mayısı’ı gösterdiğinde öğleden sonra saat 16:00‘da Belleville’deki son direniş barikatı da yıkılmış ve Marshall MacMahon bir duyuru yaptı. “Paris sakinlerine; Fransız ordusu şehri ele geçirerek sizleri kurtardı. Paris artık özgür! Saatler 4’ü gösterdiğinde ordumuz son isyancı barikatını da ele geçirdi ve savaş sona erdi. Düzen, çalışma ve güvenlik ortamı yeniden kuruldu.”

    Paris’in Versay Ordusu’nun eline geçmesiyle, Paris Komünü kurucularına toplu infazlar gerçekleştirildi. Günümüzde “Komüncüler Duvarı” adı verilen Pere Lachaise Mezarlığındaki duvarın önünde komüncüler kurşuna dizildiler. Binlerce komüncü direnişçi mahkeme için Versay’a gönderilirken çok azı Prusya hatlarına doğru kaçabildiler. Binlerce sivil, kadın çocuk erkek ve yaşlı komüncü, askeri kontrol altında Versay’daki hapishane bölgesine acılar içinde yürüdü. Bu tutukluların çoğu idam edilirken; bazıları ağır çalışma koşullarına çarptırılırken bazıları da uzak ülkelerdeki Pasifik’teki Fransız adalarına sürgüne gönderildiler. Versay Ordusu’nun Paris’i işgali sırasında yaşanan “Kanlı Hafta”da kaç bin insanın öldürüldüğü asla tespit edilemedi. Batı kaynaklar 50.000’i bulurken; bazı kaynaklara göre 7.000 kişi ise Yeni Calendonya’ya sürgün edildi. Paris Versay ordusunun eline geçtikten sonra toplam 5 yıl boyunca sıkıyönetimle yönetildi.

  • 1871 Ayaklanmasının Dünyadaki Yankısı ve Paris Komünü Etkisi

    Erken tarihçilerin bir bölümü Paris komününü bir devrimci ve ayaktakımı tarafından yapılan bir oluşum olarak görürken yakın tarihçiler ise Paris Komünü nün yaptığı sosyal ıslahatların yok edilmesini vicdansızca bulmuşlardır. Bununla birlikte kurulan komünün Paris’teki orta ve yüksek sınıf içinde yarattığı nefret ve kinin sebebi açıklanamamıştır.

    Sol görüşlü kesim ise komünün böyle etkili ve hastalıklı ortamda bu kadar ılımlı davranmasını eleştirdiler. Karl Marx, komüncülerin Versay Sarayı’ndaki bakanların ve yönetimin etkinliğini sonlandırması gerekirken öncelikle komünü kurması en kuvvetli oldukları zamanı kaybettiklerini belirtmiştir. Ayrıca Paris’in Fransız Ulusal Bankası’nda bulunan milyarlarca frankın hiç dokunulmadan koruma altına alınması da anlaşılmamıştır. Kuruluş ve gelişim olarak bir halk hareketi olan bu devrimci hareketin kötü anlaşılmasından korkan komüncüler bankaya hiç dokunmadılar. Böylece büyük miktardaki bu para Paris’ten Versay’a komünü ortadan kaldıran ordunun kurulması için nakledildi.

    Dünyadaki otoriteler tarafından Komün, aslında katılımcı demokrasinin temelini oluşturuyordu. Çünkü Komünistler, Sosyalistler ve Anarşistler aynı çatı altında komünde toplanmışlardı. Marx ve Engels, Bakunin ve daha sonra Lenin ve Troçki, Paris Komünü’nün bu sınırlı deneyimlerinden ve çalışmalarından kuramsal dersler çıkarmaya çalıştılar. Fakat harekete daha farklı bir açıdan bakan Edmond de Goncourt, Kanlı Haftadan üç gün sonra günlüğünde şunlar yazıyordu: “…kanama tamamen sona erdi ve toplumun isyancı kesiminin öldürülmesi ile yaratılan böyle bir kanama devrimi geciktirebilir… eski toplumun bu devrimden önce sakince geçecek 20 yılı var…”

    Paris Komünü, birçok komünist ve sosyalist sivil kuruluş tarafından saygı gördü. Mao sürekli Komüne referans ve destek verdi. Lenin, Marx’la birlikte Komünü ploterya diktatörlüğünün yaşanmış bir örneği olarak niteledi. Cenazesinde bedeni Komünden kalan kızıl bir bayrağa sarıldı. Sovyet uzay gemisi olan Voşkod 1, Komünün şerefine Parijkaya Komuna olarak değiştirildi.

  • 1980 Paris Komünü Suçlularının Affı ve Sonrası

    1878 yıllarına gelindiğinde Paris Komünü suçlularının affedilmesi ve yurda dönmesi büyük bir siyasi sorun halini almıştı. 1879 yılının Ocak ayında dönemin Başbakanı Jules Armand Dufaure, genel af  isteklerinin geçiştirilmesi için birçok mahkumu affederek böylece muhalif sesleri susturma çabasındadır. Fakat soruşturması devam eden veya sonuçlanmayan tutukluların durumları ise belirsizliklerini korumaktadır. Komünün ülke dışında bulunan bazı mensuplarının affıyla birlikte ülkedeki genel af isteği daha da güçlenir. Özellikle dönemin milletvekillerinden olan Louis Balanc ve Victor Hugo genel af isteğini en ateşli savunanlarıdır. Ve istenen olur 1980 Temmuzu’nda parlamento tarafından genel af ilan edilir. Uzak kıtalara sürgün edilen binlerce mahkum, ülkeye dönüşlerinde büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılanırlar.

    Yeni Kaledonya ve Avustralya’dan dönen çoğu siyasi yeni hayatına alışmakta zorluk çekmişlerdir. Özellikle Komünün en önemli siyasilerinden olan Louise Michel siyasete katılsa da rejimin gardiyanları ve Komün tutuklularının sokaklarda karşılaşmaları kanlı bitmişti. Sürgünde yapılan işkenceler ve sefalet hakkında yazılan o kadar anı, roman ve hatırata rağmen bu olayların aslı soruşturulsa da olayın işkenceci muhatapları hiç gün yüzüne çıkarılamamıştır.   

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Ülkeler

Biyografiler

  • Kemal Sunal CV
    BİYOGRAFİ
  • II. Abdülhamid CV
    BİYOGRAFİ
  • Benjamin Franklin CV
    BİYOGRAFİ
  • Al Capone CV
    BİYOGRAFİ
  • Galileo Galilei CV
    BİYOGRAFİ
  • Fatih Sultan Mehmet CV
    BİYOGRAFİ
  • Michael Jackson CV
    BİYOGRAFİ
  • Joseph Goebbels CV
    BİYOGRAFİ
  • Vecihi Hürkuş CV
    BİYOGRAFİ
  • Jean-Jacques Rousseau CV
    BİYOGRAFİ
  • Nasrettin Hoca CV
    BİYOGRAFİ
  • Adile Naşit CV
    BİYOGRAFİ
  • Kanuni Sultan Süleyman CV
    BİYOGRAFİ
  • Henry Ford CV
    BİYOGRAFİ
  • Adam Smith CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.