Tunç Çağı

    Tunç çağı, maden devrinin bakır çağından sonraki evresidir. Kalay ve bakır karışımından tunç madeni elde edilmiş ve bu noktadan sonra tunç kullanımı başlamıştır. Bu nedenle bu çağa Tunç Çağı denmiştir. Tunç madeninin kullanım alanları çok dayanıklı araç ve gereçlerin yapımına sebep olmuştur. Dayanıklı araç ve gereçlerin dışında nispeten çok ince emek isteyen mücevher, takı ve süs aksesuarlarında da kullanılmıştır. Güçlü silahlar, değerli eşyalar ve süs eşyaları yapımında tunç madeninden oldukça faydalanılmıştır. 

  • Tunç Çağı Nerede ve Ne Zaman Başladı?
    Tunç Çağı Mızrak Uçları

    Tunç çağının başlangıcı tüm dünyada eşit zaman dilimlerinde değil, aksine birçok kıtada farklı zaman dilimlerinde olmuştur. Dünyada Tunç Çağının ilk başladığı iki yerleşim bölgesinin Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası olduğu bilinmektedir. Tunç Çağı Anadolu’da MÖ.3000 yıllarında Girit, Ege adaları ve Yunanistan’da başlamıştır. Avrupa’da ise M.Ö 2000 yıllarında başladığı tespit edilmiştir.

    Tunç Çağı’nda devlet düşüncesi, ilk kez şehir devletlerinde ardından da büyük devletlerde ortaya çıkmıştır. Devlet olma düşüncesi ile yapılan savaşlarda artış meydana gelmiştir. Bu devletler arasında en çok bilinenler ise; Sümer, Akad, Babil, Asur, Mısır gibi medeniyete ve dünya kültür mirasına çok büyük katkısı olan devletlerdir. Savaşların sayıca artmasıyla hançer ve kesici silahlar bu dönemde tunç madeninden yapılan en önemli korunma araçları olmuştur. Mızrak uçları, iğneler, bilezik ve kolyeler de yine Tunç Çağında yapılan maddeler arasındadır. 

  • Erken Tunç Çağı

    Kendi içerisinde de üç bölüme ayrılan Erken Tunç Çağı çok karmaşık dönemlerden oluşmaktadır. Bu çağ insanoğlunun karanlık taraflarının da ortaya çıktığı bir dönem niteliğindedir.

    I. Erken çağ

    Bu dönem daha çok tarım kültürünün devam ettiği bir dönem olmuştur. Madeninin çıkarıldığı sahalar çok az olduğu için tunç madeni oldukça değerli ve pahalı olarak alınmaya başlanmıştır. Bu dönemde seramik alanında da çok büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Evler ve diğer yapılar kerpiçten yapılmış ve etrafı surlarla çevrilmiştir. Ölüler yaşam alanlarından uzak mesafelere gömülmüşlerdir. Aslında Mısır Medeniyetlerinde görmüş olduğumuz Kurgan Mezarları bu dönemde ortaya çıkmıştır. Ölüler değerli eşyaları ile birlikte gömülmüştür. Yapılan arkeolojik kazılarda ölülerin bacaklarının karın bölgesine çekik halde defnedildiği dikkat çekmiştir. İnanış ve dini figürlere baktığımız zaman ise mermerden yapılan heykeller, ana Tanrıçayı temsil edebilmek adına ona benzetilmiştir. Bu inanış, İslamiyet’in ilk yıllarındaki Cahiliye dönemindeki put inancıyla benzerlik göstermektedir. Bu dönemin en çok dikkat çekici noktalardan biri de ilk yapılan dört tekerlekli arabadır. Kağnı şeklindeki bu dört tekerlekli arabanın gün yüzüne çıkarılması büyük bir yankı uyandırmıştır. Arkeolojik kazıların yapıldığı bu döneme ait yerleşim yerlerine baktığımız zaman ise; Anadolu’da Troia, Demirci Höyük, Beycesultan, Tarsus, Alişar, Alacahöyük, Karaoğlan, İkiztepe gibi alanlar bu döneme ait yerleşim alanları olmuştur.

    II. Erken çağ

    Yapılan arkeolojik kazılarda bu çağa ait birçok kalıntı bulunmuş olmasına rağmen Erken Çağın sonlarına doğru yapılan savaşlarda birçok yangına sebebiyet vermiştir. Bulgulara göre Hint-Avrupa kökenli olan Luviler dönemin yerlilerine birçok saldırıda bulunmuş, Batı ve güney Anadolu’da bu dönemde çıkartılan yangının kalıntıları tespit edilmiştir. Tarihin en güçlü beylikleri bu dönemde ortaya çıkmıştır. Ünlü çömlekçi çarkı ilk defa bu dönemde Troia’da kullanılmıştır. Maden çağının gelişimi ile iş alanları genişlemiş ve maden okulları açılmıştır. Batı Anadolu’daki Troia da, Kızılırmak’ın batısında, Ankara yakınlarında, Karaoğlan, Ahlatlıbel, Etiyokuşu, Polatlı, Alişar, Alacahöyük’te birçok yerleşim alanı ve mezarlar bulunmuştur. Bu yerleşim alanlarının arasında en ilgi çekici olanı Alacahöyük olmuştur.

    Alacahöyük Çorum'daki bir Kral Mezarı

    Alacahöyük’te Kral mezarları olarak adlandırılan 13 adet gömü lahit mezar bulunmuştur.  Mezarların, o dönemin asilleri ve eşlerine ait oldukları düşünülmektedir. Ölüler 3 ve 8 metre uzunluğunda, 2 ve 5 metre genişliğindeki ve 1 metre kadar derinliğe sahip dikdörtgen çukurlara yerleştirilmişlerdir. Bu mezarların en belirgin özelliği çevresinin ağaç ve taşlarla çevrili olmasıdır. Ölüler Hoker usulü ile gömülmüş ve üzerlerine ağaç, çamur ve toprak konmuştur. Mezarların üzerinde dikkat çeken bir diğer detay ise, öküz başı ve kemikleridir. Muhtemelen ölü gömüldükten sonra yemek verilir ve kesilen hayvanın kemikleri mezarın üzerinde bırakılmıştır. Bu mezarların içerisinde bulunan gümüş, tunç ve demir eşyalar Troia hazineleriyle benzerlik göstermiştir. Tunç madeninden yapılan “Hitit Güneş Kursları” adı verdikleri geyik ve boğa desenli diskler bu çağın en önemli kalıntıları arasında olmuştur.

    III. Erken çağ

    Çıkan yangınlardan dolayı bu dönemde birçok yerleşim alanı yerle bir olmuştur. Fakat Anadolu’da bulunan İmikuşağı, Köşkerbaba, Pulur, Değirmentepe gibi yeni yerleşim alanları bu dönemde kurulmuştur. Bu çağdaki köy yerleşmeleri de MÖ.1700 yılında son bulmuştur.

     

  • Orta Tunç Devri
    Kültepe'deki Kaniş Karumu

    Orta Tunç devrine bazı kaynaklar, “Asur ticaret kolonileri çağı” veya “Eski Hitit çağı” demektedir. Asurlu tüccarların bu dönemde birçok ticaret merkezi kurmuş olmasından dolayı bu isim verilmiştir. Bu ticaret merkezlerinin büyüğüne “Karum” küçüğüne ise “Wabartum” denilmiştir. Karum merkezinin en büyüğü Kültepe’deki “Kaneş Karumu”dur. Devamında Hattuşaş, Alişar, Acemhöyük, Karahöyük gibi yerleşim alanlarında Karumlar kurulmuştur. Karumlar, Anadolu’ya kumaş, parfüm ve kalay getirip buradan da gümüş, altın ve işlenmiş bakır götürmüşlerdir.

    Bu dönemde Anadolu ve Mezopotamya yazıyı Asurlular sayesinde tanımıştır. Binlerce çivi yazılı tableti Kültepe’ye getirmişlerdir. Asurlular yaptıkları bu ticaret karşılığında yetkili kişilere vergi ödemişlerdir. Yazının kullanımı ile birlikte ticaret anlaşmalarından evlilik belgelerine kadar birçok alanda yazıdan faydalanılmıştır.

    Yine bu dönemde ünlü çömlekçi çarkı Anadolu’da hızla yayılmış ve çömlek yapımı ilerleyip insan ve hayvan figürlü kaplar yapılmıştır. Damga mühürler ve silindir mühürler de bu döneme ait bulunan kalıntılar arasında olmuştur. Çağın sonuna gelindiği zaman orta Anadolu’nun birçok yeri ve Kültepe Karum’u çıkan bir yangınla (M.Ö. 1725) yerle bir olmuştur.

  • Son Tunç Devri ( MÖ. 2000-1200)

    Orta Tunç devrinin son yıllarında Hitit devleti ortaya çıkmaya başlamıştır. Son Tunç Devrine gelindiği zaman bu dönem hem Hitit hem de Tunç çağının son devri olmuştur. Son Tunç devrinde, mimari ve sanatsal yönden birçok değerli eser inşa edilmiştir. Hitit Uygarlığının Başkenti olan Hattuşaş büyük bir güzelliğe sahip olan ve ihtişamıyla gözleri kamaştıran bir yer olmuştur. Başkentteki tapınaklar, Yazılıkaya açık hava tapınağı, kabartmaları ve mimarisi çok ilgi görmüştür. Kabartmalarda dikkat çeken bir nokta da dinsel işlemelerin çok fazla ve çok yönlü olmasıdır. Bunun nedeni olarak arkeologların ileri sürdüğü bir teori bulunmaktadır. Bu görüş, Hititlerin ele geçirdikleri her yerleşim yerinin dini inançlarını benimsemesi yani çok tanrılı bir dini benimsemeleridir.

    Kadeş Antlaşması

    MÖ. 1400 yıllarda Hitit Devleti İmparatorluk haline gelmiş ve büyük bir otoriteye sahip bir devlet olmuştur. Mısır ile arasındaki sorunların büyümesi ile birlikte Mısır ve Hitit devleti arasında Kadeş Savaşı yapılmıştır. Hitit Kralı Muvatalli ve Mısır Firavunu II. Ramses döneminde gerçekleştirilen bu savaşta kimse galip gelmemiştir. Savaşın bitmesiyle iki devlet tarihteki ilk yazılı anlaşma unvanını taşıyan “Kadeş Antlaşması”nı imzalamışlardır. Kadeş Anlaşması’nın bakır levhalara kazınmış olan asıl nüshası kayıptır. Ayrıca Nil Nehri kıyısındaki bir tapınağın duvarına anlaşma metni kazınmıştır. Hititlerin Anadolu’daki merkezleri olan Hattuşaş’ta yapılan arkeolojik kazılarda anlaşma metninin kazılı olduğu birçok kil tablet bulunmuştur. Anlaşmanın imzalanması yaşanılan yıkım ve kayıpları iyileştirmemiş, aksine çöküşleri de beraberinde getirmiştir. Anadolu’da başlayan kuraklık Hitit devletinin çöküşünü hızlandırmıştır. Kaşkalar’ın başkent Hattuşaş’a yaptıkları saldırı ile Hitit devleti tarihin tozlu sayfalarına gömülmüştür. Özetlemek gerekirse Tunç Çağı ticaretin çağı olmuştur. Tunç Çağında seramik alanında çok başarı sağlanamasa da yapılan insan ve hayvan figürlü kaplar bu dönemin gözde eserleri olmayı başarmışlardır.

İlginizi çekebilecek diğer olaylar

Biyografiler

  • Osho CV
    BİYOGRAFİ
  • Ömer Hayyam CV
    BİYOGRAFİ
  • Piri Reis CV
    BİYOGRAFİ
  • Che Guevara CV
    BİYOGRAFİ
  • Van Gogh CV
    BİYOGRAFİ
  • Alparslan Türkeş CV
    BİYOGRAFİ
  • Cengiz Han CV
    BİYOGRAFİ
  • VII. Kleopatra CV
    BİYOGRAFİ
  • Alan Turing CV
    BİYOGRAFİ
  • Yılmaz Güney CV
    BİYOGRAFİ
  • İbni Sina CV
    BİYOGRAFİ
  • Cemal Süreya CV
    BİYOGRAFİ
  • Kemal Sunal CV
    BİYOGRAFİ
  • Adam Smith CV
    BİYOGRAFİ
  • Mustafa Kemal Atatürk CV
    BİYOGRAFİ

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.