Tarihten İlham Veren 5 Özlü Hikaye

Tarihte yaşanmış bazı olaylar vardır ki bunlar tam olarak bir ders niteliğindedir. Hiç beklemediğimiz anda karşımıza çıkan fırsatlar bize bambaşka hayatlar sunabilir, ya da kendi doğrularımız için karşımıza aldığımız büyük rakipler bizi birer efsane haline getirebilir.

Tüm bu başarı ve başarısızlık hikayeleri aslında geleceğe ışık tutmaktadır. Unutmayalım fırsat hareket eden bir trendir. Hızlı olan ilk vagondan biner, yavaş olan ise son vagondan. Fakat her halükarda o trene binebilmek için hareket etmek gerekmektedir. Fırsatların hiçbirini yakalayamamış bir insan o trene binmek için ya kararsız kalıp çok geç hareket etmiştir ya da hiç hareket etmemiştir...

1- 3140 dolarlık harcama yapıp 12150 puding alarak ömür boyu bedava uçan Puding Adam

1999 mayısında inşaat mühendisi David Phillips (günümüzde Puding Adam olarak anılmaktadır) bir dükkanda alışveriş yapmaktadır. Healthy Choice adlı donmuş gıda firmasının promosyonunun üründen daha değerli olduğunu fark eder ve her biri 50 mil uçuş hediye eden pudinglerden tam 12150 adet satın alır. Yaptığı 3140 dolarlık harcamanın dikkat çekmemesi amacıyla Y2K felaketi için erzak depoladığını söyler. Eğer pudinglerden çıkan kuponlar mayıs ayı içinde postalanırsa 50 yerine 100 mil hediye edilecektir. Tek başına tüm kuponları ayıklayamayacağını fark eden Phillips, bir yardım örgütü olan salvation army'den yardım alır ve karşılığında pudinglerin yenen kısmının çoğunu bu örgüte bağışlar. Healthy Choice söz verdiği gibi Phillips'e 1 milyon 253 bin ödül milini verir. Phillips bir uçak firmasıyla anlaşır ve 1 milyon mil kadarını advantage hesabına aktarır. Bu da ömür boyu gold üyelik kazanmak demektir. Phillips 3140 dolar karşılığında kazandığı millerle 31 kere Avrupa'ya, 42 kere Hawaii'ye, 21 kere Avustralya'ya veya 50+ kere Amerika içine uçabilecektir. 2000 yılından bu yana millerini kullanan Phillips, yaptığı harcamanın 5 katı hızda mil kazanmaktadır. Advantage gold üyeliğiyle özel rezervasyon ve check-in imkanları, bonus miller gibi haklara sahip olan Phillips yardım örgütüne bağışladığı pudingler karşılığında 815 dolar vergi indirimini de hak etmiştir. Bu konu daha sonraları Punch Drunk Love filmine de konu olmuştur.

2- Muhammed Ali'nin Olumsuzluklara Karşı Savaşı

Vietnam Savaşı'nın en kanlı dönemi olan 1967’de dünya ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali Clay askere çağrılır. Muayeneden geçen Muhammed Ali yemin etmeyi ve Vietnam’a gitmeyi ret eder. “İvedi” kaydıyla zorla gönderilmek inse de O Muhammed Ali, “Vietnamlılarla bir alıp veremediğim yok, hem onlar beni sizler gibi zenci diye hiç aşağılamadılar, bana hiçbir kötülük yapmadılar” der Amerikan Boks Federasyonu dünya boks şampiyonu unvanını geri alır ve lisansına el koyar. Hükümet Muhammed Ali’yi vatan haini ilan eder ve hiçbir eyalette maça çıkmasına izin verilmez. Basit bir trafik suçu işlediği gerekçesi ile mahkemeye çıkarılıp, beş yıl hapis cezasına çaptırılır. Cezası affedilmesine rağmen üç buçuk yıl çok sevdiği ringlere kavuşamaz. Üniversite üniversite dolaşarak boks hakkında bilgi vermek yerine mürşidi Malcolm X’ten öğrendiği İslam’ı geniş kitlelere anlatır. Bir gazetecinin gücünüzü nerden alıyorsunuz sorusuna “Ben bir din savaşçısıyım, gücümü Kuran’ı Kerim’den alıyorum” der ve tüm bu olumsuzluklara rağmen Muhammed Ali spor dünyasının bir efsanesi olarak adını tarihe altın harflerle yazdırır.

3- Milyarder Temizlik Görevlisi

İşsizin biri, temizlik işleri için Microsoft’a başvurur. İnsan Kaynakları, bir ön görüşmenin ardından test (yeri temizlemek) yaparlar ve: – “İşe alındın, e-mail adresini ver, sana başvuru formunu göndereyim, aynı zamanda, işe başlamak için geleceğin günü bildiririm” der. Adam çaresiz, bilgisayarının ve dolayısı ile e-mail adresinin olmadığını söyler. İnsan Kaynaklarından, onun adına üzüldüklerini, fakat e-mail’i yoksa, kendisinin de var olmadığını ve kendisi de olmadığı için işe alınamayacağını söylerler. Adam umutsuzca, ne yapacağını bilmeden, cebinde sadece 10$ ile çıkar. Ve bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alır. Kapı kapı dolaşarak, 2 saat içersinde sermayesini ikiye katlar. İşlemi birkaç kez daha tekrar eder ve aksam eve döndüğünde 60$’i vardır. Ve bu şekilde yaşayabileceğini anlar, her sabah erkenden evinden çıkar ve aksam geç saatlere kadar çalışır, ve her gün parasını üçe, dörde katlar. Az bir zaman sonra, bir el arabası alır, bunu bir kamyonla değiştirir ve bir sure sonra artık, birçok araçtan oluşan bir nakliye şirketi sahibidir. Beş sene geçer. Adamımız Birleşik Devletlerin en büyük gıda nakliye şirketlerinden bir tanesinin sahibidir artık. Artık ailesini ve geleceğini düşünmektedir. Genel hayat sigortası yaptırmaya karar verir. Bir sigorta şirketini arar, kendine uygun bir plan seçer ve konuşma biterken, sigortacı, teklifi gönderebilmek için adamın e-mail adresini ister. Adam e-mail’inin olmadığını söyler. Sigortacı şaşırır: – “Hayret, e-mail’iniz yok ve bu hanedanlığı kurabildiniz. Düşünün, ya bir de e-mail adresiniz olsaydı kimbilir ne olurdunuz?” Adam düşünür ve şu cevabı verir: – “Ne olacaktı, Microsoft’ta temizlikçi olurdum!!”

4- Neler Yapabileceğimizin Farkında Olamamak

Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlarmış. Tabi bu yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer, fil kocaman olur... Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır.

5- Japon Çocuk ve Ustası

Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karşısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı. Çocuk bir gün hocasına “hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek” dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, “hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim” Hocası ise”sen sadece hareketi yap” cevabını verdi. Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu. Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu “hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum” Hocası çocuğa baktı ve dedi ki, “senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. Ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak”.
Bu hikaye birçok dilde bir efsane haline gelmiş ve başarının sembolü olan hikayelerden birisi olmuştur.

Tarihiolaylar.com internet sitesinde bulunan bütün içerikler Tarihi Olaylar editörleri tarafından hazırlanmaktadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Copyright 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.